Boşanma davası açılacağı (ya da açıldığı) anda, eşlerden birinin malvarlığını elden çıkarmaya çalışması—taşınmaz satışı, araç devri, hesap boşaltma, şirket hissesi devri gibi—uygulamada en sık görülen ve en ağır hak kayıplarına yol açabilen risklerden biridir. Çünkü boşanma davaları pratikte aylar değil, çoğu zaman yıllar sürebilir. Bu zaman aralığı da, kötü niyetli eş için malvarlığını “ulaşılamaz” hale getirme fırsatına dönüşebilir.

Tam bu noktada, yapılabilecek en kritik hamlelerden biri mal rejiminin tasfiyesi davasını geciktirmemek, hatta çoğu olayda boşanma davası ile eş zamanlı şekilde açmaktır.

1) Mal rejimi boşanma davası tarihi itibarıyla sona erer: zamanlama bu yüzden önemlidir

Türk Medeni Kanunu’na göre, boşanma halinde mal rejimi, mahkemenin boşanma kararı verdiği tarihte değil; boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer (TMK m.225). Bu kural; “hangi tarihte hangi mallar edinilmiş sayılacak, hangi mallar tasfiyeye girecek, hangi değerler esas alınacak?” gibi teknik hesaplamalarda belirleyicidir.

Bu nedenle, boşanma gündeme geldiğinde mal rejimi yönünden de stratejik olarak geç kalmamak, ileride telafisi güç zararları azaltır.

2) “Boşanma kesinleşmeden tasfiye olmaz” doğru; fakat “dava açılamaz” anlamına gelmez

Uygulamada sık yapılan hatalardan biri şudur: "Nasıl olsa boşanma kesinleşmeden mal paylaşımı yapılmıyor, o zaman mal rejimi davasını da sonra açarım."

Evet, Yargıtay uygulamasında mal rejimi alacakları (katılma alacağı, değer artış payı vb.) bakımından tasfiye hakkında hüküm kurulabilmesi için boşanma kararının kesinleşmesi gerektiği kabul edilir. Ancak bu, mal rejimi davasının boşanma sonuçlanmadan önce açılamayacağı anlamına gelmez.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun istikrarlı yaklaşıma işaret eden kararlarında; boşanma ile eş zamanlı açılan (veya boşanma kesinleşmeden açılmış) tasfiye davalarının “görülebilirlik şartı yok” diye reddedilmemesi, bunun yerine boşanma davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği açıkça vurgulanır (HGK 2019/335 E., 2022/850 K.). Başka bir ifadeyle: Dava açılır, dosya yürür; mahkeme çoğu zaman boşanmanın kesinleşmesini bekler ve sonra tasfiyeyi sonuçlandırır.Bu mekanizma, doğru kurgulandığında mal kaçırma riskine karşı çok değerli bir avantaj sağlar.

3) Dava açılır açılmaz ihtiyati tedbir talep edebilmek, mal kaçırma riskini önemli ölçüde azaltır

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı veya imkânsızlaşacağı endişesi varsa uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir (HMK m.389). Mal kaçırma ihtimali, çoğu olayda tam da bu şartın somut görünümüdür: Eş, malları devrederse ileride alacağın tahsili “kağıt üzerinde” kalabilir.

Bu nedenle, mal rejimi davası açılır açılmaz; tasfiyeye konu olabilecek mallar bakımından (örneğin belirli taşınmazların tapu kaydı üzerine, belirli araçların devrinin önlenmesi için, belirli hesap/hak ve alacaklar için) hedefli ve gerekçeli tedbir talepleriyle risk azaltılabilir.

Burada kritik nokta şudur: Tedbir kararının hukuka uygun olması için “uyuşmazlık konusu”yla bağlantısının iyi kurulması gerekir. Yargıtay, uyuşmazlık konusu olmayan mallara tedbir konulmasını doğru bulmayabilmektedir (2. HD 2013/22578 E., 2014/11944 K.). Bu nedenle tedbir talebi; “hangi mal, neden edinilmiş mal sayılıyor, neden kaçırılma riski var, gecikme hangi zararı doğurur?” sorularına somut yanıt verecek şekilde hazırlanmalıdır.

4) Ek güvence: TMK m.199 ile tasarruf yetkisini sınırlatma ve tapuya şerh imkanı

İhtiyati tedbir dışında, Türk Medeni Kanunu m.199 da önemli bir koruma aracı sunar: Ailenin ekonomik varlığının korunması için hâkim, belirli malvarlığı değerleri üzerinde tasarrufların diğer eşin rızasına bağlanmasına karar verebilir. Hatta taşınmazlar yönünden tasarruf yetkisi kaldırılırsa bunun tapu kütüğüne şerhi de söz konusu olabilir (TMK m.199).Bu yol, özellikle taşınmazlar bakımından “elden çıkarma” riskini azaltmada pratik etkisi yüksek bir mekanizmadır.

 Amaç “bugün paylaşım yapmak” değil; yarınki hak kaybını önlemektir

Mal rejimi davasını boşanma ile eş zamanlı açmak; çoğu olayda “hemen paylaşım yapılacak” anlamına gelmez. Zaten mahkeme çoğu zaman boşanmanın kesinleşmesini bekleyecektir. Ancak dava erken açıldığında:

  • Uyuşmazlık netleşir, malvarlığı daha erken tespit edilir, deliller daha hızlı toplanır,
  • En önemlisi, mal kaçırma riskine karşı ihtiyati tedbir/tasarruf sınırlaması gibi korumalar daha erken devreye sokulabilir.

Bu da uzun süren boşanma yargılamalarında dahi, malvarlığının “buharlaşması” riskini azaltarak hak kaybını önlemeye yardımcı olur.

Comments
* The email will not be published on the website.